OYUN NASIL OYNANMALI

Mask-Kara Tiyatrosu'ndan Vasıf ÖNGÖREN'e Saygı Duruşu

Mask-Kara Tiyatrosu, 2012 yılı tiyatro sezonunu Vasıf Öngören'in ''Oyun Nasıl Oynanmalı'' adlı oyunuyla açıyor! Usta yazar Vasıf öngören'in 40 yıl önce kaleme aldığı oyun bugün daha güncel bir biçimde varlığını sürdürüyor. ‘’Oyun Nasıl Oynanmalı’’, başta Su Gösteri Sanatları Sahnesi’nde olmak üzere birçok tiyatro salonunda, sezon boyunca, sergilenecek.

ZİLLİ ŞIH

"Kadın Meddah"

Size Bir Hikayemiz Var…

Erdemsizlik bataklığına inat!…

Arınalım istiyoruz kendimiz de dinleyicimizle nefesten nefese

Köprü kuralım diyoruz yürekten yüreğe.

Bizim Zilli Şıh da lahana misali!...

Farklı mekanlarda, farklı seyircilerle, farklı tepkilerle lahana gibi açılıyor, altından yeni bir şeyler çıkıyor. Anlatıldıkça, oynadıkça, konuştukça zenginleşiyor.

 

SANDALIM KIYIYA BAĞLI

MASK-KARA TİYATROSU’NDAN ÖDÜLLÜ OYUN

Dostluğun, kardeşliğin, barışın ve aşkın destansı bir coşkuyla yaşandığı cennet misali bir Ege kenti...  Ve bir sabah, bütün güzelliklerin çekip gittiği, ortalığın –kurgulanan bir cinnetle- çığlıklar, feryatlar ve naralarla cehenneme dönüştürüldüğü kent... Ve duygularıyla, düşünceleriyle bir kenarda unutulan, dünyanın en aziz ve asil varlığı İNSAN...

Nöbetçi Felsefeci, Mask-Kara Tiyatrosu'nda

Mask-kara Tiyatrosu, yeni sezonda Zeki Taş'ın hazırlayıp gösteriye dönüştürdüğü Philos-Up ile sizleri buluşturuyor.

Gösteri dünyasına yeni bir soluk getiren Taş, alışılmışın dışında bir tarz sergiliyor…

MASA MASALLARI

Mask-Kara Tiyatrosu MASA MASALLARI adlı oyunla,  seyircisini güldürmeye karar verdi.

Nazif USLU nun Genel Sanat Yönetmenliğinde Bu yıl bir fabrika gibi çalışan, Oyun üstüne oyun çıkartan Mask-Kara Tiyatrosu, bu sefer  Usta Mizah yazarı Ömer PINAR'ın kaleminden damlayan kahkaları,  birbirinden yetenekli genç oyuncularla  sahneye taşıyor.

VELEV'ki TARTÜF

1664 yılında  Molier’ in yazdığı  Tartüf  adlı oyunu  Nazım hikmet , 1959 yılında Tartüf 59 adıyla yeniden kaleme aldı.

Günün koşullarına uygun ustaca yazılan oyun , Tartüflerin değişen koşullara nasıl ayak uydurduğunu ve  teknolojiyi nasıl kullandıklarını anlatan yazar, aynı zaman da bunun karşısında durması gereken sınıfsal gücün kimler olması gerektiğini de ifade eder.

YALANCININ RESMİ

Memet BAYDUR’UN 1996 yılında kaleme aldığı oyun, oğlu öldürülen ADAM’IN gittiği parkta, kitap okumak için gelmiş bir KADIN ile karşılaşmasıyla başlar; iki yalnız insanın, yalnızlığı kırmak ve iç hesaplaşmalarını yapmak için fark etmeden başladıkları “oyun” ile devam eder. Yalanlar, gülümseyişler, gözyaşları ve doğrularla bezenmiş bu “oyun” KADIN ve ERKEK’İ, değiştirip dönüştürürken, yaşanılan sürprizlerle, izleyicinin de tanımladığı anlamları sorgulamasını sağlar… ve ortaya “paylaşılan yalnızlıklar” (mı) çıkar?